24 Ocak 2026 Cumartesi
IDOL I DİZİ YORUM
17 Ocak 2026 Cumartesi
SHIFFA HOME CASTOR OIL
Güzel günlerin başlangıcı olsun. Bir söz vardır; zamanı durdurmak mümkün olmasa da zamanını yönetebilirsin... Bu sözde ne kadar haklılık payı var bilemem ama son zamanlarda büyük bir kararsızlık içinde olduğumu hissediyorum. Ne diyelim; yeni sene belki bu sefer güzel yüzünü gösterir.
Bu yazımda ama sizlere memnun kaldığım ve detaylıca sonuç görmek istediğim için yazısını biraz beklettiğim Shiffa Home hint yağı/Castor oil den biraz bahsedeceğim. Hint yağının saymakla bitmeyen faydaları olduğunu biliyordum, kullanmadan önce. Ama cildim o kadar hassaslaştı ki ne kullanırsam biraz korkarak bakıyorum alerji, kızarıklık yapmazsa devam ediyorum. Örneğin kantaron kas ağrıları için kullandığım bir yağ idi hatta biraz saf zeytinyağı da. Ama zeytinyağ pahalılığını bir köşeye alıyorum kantaron daha düzenli olarak kas tutulmalarında ve mutfakta küçük kazalarda kullanıyorum. Eskiler kılıç yarasına bile kantaron iyi gelir derlermiş ama saf, güvenilir bir kantaron bulmak da artık zor.
Hint yağı da cilt kuruluğu için aklımda olan bir doğal yağ idi. Bacakta ve kolda mevsim değişikliği ile birlikte hissedilen kurumalar dikkatimi çekmeye başlamıştı. Ek olarak da küçük kas spazmlarına iyi geldiği için tavsiye ediliyordu. Shiffa Home Hint Yağını indirimli şekilde 79 liraya satın almıştım. Sizlerde indirimde görürseniz incelemenizi tavsiye ederim.
Ürün tanıtım yazısından;
*Hint yağı ağacı 10 metreye kadar büyüyebilen bir ağaçtır.
*Yaz aylarında oluşan tohumların sıkılmasıyla hint yağı elde edilir.
*Tohumları ricinoleik asit, alkaloit ve E vitamini içerir.
*Her gün kirpiklere uygulandığında kirpiklerin beslenmesine katkıda bulunur.
*Kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir.
*Ayrıca saç bakımında diğer aromaterapi yağlarıyla beraber veya tek başına kullanabilir.
Kullanıcı yorumlarım ise; gece uykuda çenemi sıkıyorum ne yazık ki. Gece plağı da kullanıyorum ama sabah uyandığımda ağrıyı size tarif edemem ya da korkuyla büyük lokma yediğimde ironi gibi evet ama ne yazık ki gerçek çenem bir anda reaksiyon verip ağrıdan mahvedebiliyor. Geçen sene fizik tedavi uzmanı boyun ve omuz kasları rahatlattığında çenem de yaz boyu beni çok yormamış, üzmemişti. Ama tabi stres, sıkıntı ile birlikte sıkma devam ediyor ve botoks beni biraz ürkütüyor. Bende hint yağını hafta da 2 kez boyun bölgeme ve biraz omuzlara doğru olan o alanda kullanıyorum. Uyku kalitemi sanki biraz rahatlattı. Kişiden kişiye elbette değişebilir ama böyle bir faydası oldu. Ek olarak cilt kuruluğuna evet iyi geliyor cümlesini kurabilirim. O pul pul dökülmeler ve kuruma hissi çok azaldı.
Son olarak ise; yediğimiz bazı yiyecekler hazımsızlık yapabiliyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte olgunlaşmamış muz, lahana örneğin hazımsızlık yapabilir. Geçenlerde hazımsızlık ve karın ağrısı yaşadığımda zihnimde kalmış, karın bölgenize masaj ile hint yağı uygularsanız sizi rahatlatacaktır diye; pek inanmıyordum ama işe yaradı. Çok mutlu oldum böyle olunca.
Bu ürün hakkındaki tek olumsuz yorumum kapağı... İç kısmı korunaklı zaten dış kapağı da öyle bir sistemle ki üstte bastırıyorsunuz yine zor açılıyor müthiş bir kilitleme sistemi tasarlamışlar :)
Şimdilik yorumlarım bu kadar sizler kullandıysanız eğer ya da başka doğal yağlar hakkında yorumlarınız var ise mutlaka beklerim önerilerinizi...
9 Ocak 2026 Cuma
2025 AGS BRANS BAZLI KONTENJAN
9 Ocak 2026 tarihinde 2025 AGS sonrası layık görülen 10 bin atamanın branş dağılım kontenjanları açıklandı. En fazla atama yapılacak ilk 5 branş sırasıyla 2 bin 816 kontenjanla sınıf öğretmenliği, 1789 ile özel eğitim öğretmenliği, 801 İngilizce öğretmenliği, 762 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği ile 653 ile de okul öncesi öğretmenliği oldu. Bu arada okulöncesi öğretmenliği sınava giren sayısı 56.921 ve bu kadar giren alım 653 neyse artık. Adayların başvuruları, seçtikleri il veya ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından incelenecek. Uygun bulunan başvurular onaylanacak ve uygun olmayanlar gerekçesi belirtilerek reddedilecekmiş. Sonrası ise akademi; atanmıyorsun aslında eğitime alınıyorsun yine. Eğitim fakültesinde aldığın eğitim yetersiz görülüyor ve bekleme alanına geçiş izni almışçasına sürecin içinde kayboluyorsun.
Gelelim bana; Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümü mezunu olarak puanım 82.304 alanda yüksek lisansı da daha önceki yazılarımda anlattığım gibi bitirdim ek olarak bende Çocuk Gelişimi mezunuyum. Yani Okulöncesi öğretmenliği, Çocuk gelişimi öğretmenliği ve ana branşım olan Bilgisayar ve Öğretim teknolojileri öğretmeniyim. Yüksek lisans tezimi de okulöncesi ve kodlamayı birleştirerek gerçekleştirmiştim. Gelinen noktada verilen kontenjan 15 evet hepitopu 15...Çocuk Gelişimi 2! Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar pişmanlık yaşadığım süreç olmamıştı. Bu sene lise ve ortaokul ayrıldı; Bilişim teknolojileri öğretmeni olarak atama yapılan bölümde ortaokul öğretmenliği yani; Meslek lisesi öğretmenleri ile toplam 27 bölüm tercih ediliyordu; bilgisayar mühendisliği bölümünden tutun elektrik elektroniğe kadar... Bu sene bakın ama bir hoşluk yapıldı. Alan 2'ye bölündü. Artık meslek lisesi öğretmenleri lise yalnızca oldu bizde birkaç bölüm ile birlikte ortaokul. Bilişim teknolojileri (lise için) 100 kontenjan verildi bu atamada. Diyeceğim bu kadar. Ortaokul için ise 15; yapay zeka çağı, muhteşem yüzyıl teknoloji söylemleri bu kadarmış. İmamhatip ortaokullarda ise bilgisayar ders zorunluluğu kaldırıldı. Daha önce de norm fazlası sınıf öğretmenleri olmak üzere birçok bölüm birkaç yüz saatlik eğitimle benim öğretmenlik alanımda görev almışlardı. Bu sene bir tane ücretli için aranmadım. Kimsenin pek umrunda değil ama halk eğitim merkezlerinde ortaokul, lise ama kadrolu gibi çalıştırılan insanlar tarafından aşağılanmıştım. Düşünüyorum da İngiltere'de 4 yaşından itibaren kodlama eğitimi, diğer Avrupa ülkelerinde ise 8 yaşından itibaren verilen önemi biz ne zaman kavrayacağız. Atölyeler pek popüler zamanımızda; ama saati 2 bin liradan başlayan haftalık kursları maddi anlamda dezavantajlı çocuklar alabilecek mi? Okullarda bilgisayar lab yok zaten; ücretli de en son yaptığım okulda girmeme izin verilmemişti, dersleri işlemek için ona şaşırmadım bir atölyenin olmasına daha çok şaşırmıştım. Zamanda geride kalmış masaüstülere bile ulaşamayan çocuklar alanında uzman olmayan başka branş öğretmenlerle ya da bu dersleri hiç görmemesi ile zamanda kaybolacak mı?
Tez başlığım; Okulöncesi dönemdeki çocukların algoritmik düşünme becerisinin geliştirilmesinde kodlama eğitiminin geliştirilmesi idi. 5-6 yaş aralığındaki çocuklarla gerçekleştirdiğimiz çalışma notlarım ile tez yorumumdan ayrı olarak söyleyebilirim ki düşünmeyi bilmiyoruz. Düşünmek; anında aklımızdan geçenleri gerçekleştirdiğimiz eylemler değildir. Düşünmek sistematik şekilde amaçladığımız hedefler için yol oluşturabilme ve gerekirse başarısız olunan yolların nedenlerini sorgulayarak başka yolları mantıksal çerçeveye oturtmaktır. Uygulama yaptığım okulda alan öğretmeni; çocuk burnu akıyor ama bekliyor önünde mendil olduğu halde. Bekliyor ve benim burnunu silmememi; kendisi uzanıp mendili alıp burnunu silmiyor demişti. Bende uygulamada kullanılan programda belirli bir zaman diliminde serbest bırakıp hayal gücünüzü kullanın oluşturduğunuz karakterlerin mavi saçları, kırmızı gözleri olsun; bir tek boynuzlu at, küçük sevimli bir kedi hangisi olmak isterseniz seçin dediğimde yapmadılar.Yapamadılar. Ama sonra uygulamamızın son dersinde ise hepsi muhteşem projeler çıkardılar. Bilgisayar boş ders, açıp oyun oynayın dersi zaten değil. Düşünme, hayal kurma, üretme ve teknolojiyi tüketen değil yönlendirebilen bir süreci içeren bunu öğreten bir ders. Nerde yanlış anlaşıldı bilmiyorum ama zamanı yakalayamamak saatlerce video kaydıran, çözüm üretemeyen bekleyen nesiller için şikayet etmeye hakkımız olmuyor böylelikle. Öğretmenlikten de bu yüzden soğudum; herkes kendi kontenjanı iyiyse alanın sorunu en azından çözülmüşse diğerleri kim... Emekliye ayrılmayan teknolojiyi kullanamayan ki e devlet şifresini sınıflarda kendileri dahil olmak üzere Adana'da çok merkezde bir okulda öğretmenler vardı. Akıllı tahtadan belli programları işleyip geçen... Bendense öğretmenlik dışında müdürün bilgisayarının tamiri istenen, akıllı tahta problemleri halledilmesini beklenmişti okulda da bunun için sorumlu memur olmasına rağmen ki öğretmen teknisyen değildir.
Uzun lafın kısası doktora eğitimine başlamak hatta yapay zeka alanında doktora yapmak istiyordum. Ama herşeyin sonucu para... Bu kadar yol yürümüşüm; hastalanmışım bedensel zorlama gerektirecek işleri yapmaya sağlığım zaten müsaade etmezken ben ne yapacağım? Bu soru zihnimde duruyor; sınav ücretleri, yaşam maliyetleri artık aile evinde dahi artan beklentiler ile ne yapılabilir? Bölümümü tam burslu puan olarak ÖSYM bölüm birinci kazanmıştım; 3.41 not ortalaması ile bitirdim. 3.88 ortalama ile alanımda yüksek lisans bitti; 82 küsür puanla niteliksiz olmak... Liyakatın olmadığı alanlarda da yeterince aşağılanmış olmak...
Hakkımı helal etmeyeceğim kesinlikle.
7 Ocak 2026 Çarşamba
The Ordinary Niacinamide %10 + Zinc %1 İncelemesi
Aralık ayında kozmetik anlamında yapmam gereken alışverişlerimin büyük kısmını yaptım. Aslında net ve daha sade ürünler satın alırım çünkü çok fazla ürün özellikle de farklı cildime zarar verecek hissi de var. Son zamanlarda cilt bariyerim de oldukça hassas olunca bin düşünüp bir satın alıyorum. Öncelikle karmadan yağlıya dönük bir cilt yapım vardı... Vardı diyorum kış mevsiminde bu özellik puffff gidiyor. Yaz kış demeden güneş kremi kullanıyorum cildimi nemlendirmeye çalışıyorum ama ne yazık ki burun kenarından üst yanaklarda gözeneklerim var. Böyle olunca da cilt bakımında son yıllarda adını en sık duyduğum içeriklerden biri olan niacinamide. Özellikle yağlı ve akneye meyilli ciltler için vazgeçilmez hale gelen bu içerik kullanıcı yorumlarından gözenek küçültmesi ve daha sağlıklı bir görünüm sağladığını okudum .The Ordinary’nin uygun fiyatlı ki bu beni oldukça şaşırttı; (güncel fiyatı 299 liraydı) ek olarak sade formülüyle birleşiminden popüler bir ürün ortaya çıkmış. Sizlere bu yazımda The Ordinary Niacinamide %10 + Zinc %1 serumun hakkındaki gözlemlerimden bahsedeceğim ben de...
Öncesinde ise küçük bilgiler vermek istiyorum. Niacinamide Nedir ve Ne İşe Yarar?
*Yağ dengesini düzenlemeye yardımcı olur.
*Gözenek görünümünü azaltmaya destek olur.
*Cilt tonunu eşitler.
* Akne ve siyah nokta oluşumunu azaltmaya yardımcı olarak cilt bariyerini güçlendirir.
Zinc %1
*Bu serumda bulunan Zinc PCA %1, özellikle akneye meyilli ciltler için önemli bir içeriktir. Çinko;
*Yağ üretimini kontrol altına almaya yardımcı olur.
*Akneye neden olan bakterilere karşı destek sağlar.
*Ciltteki kızarıklık ve iltihap görünümünü azaltmaya yardımcı olur.
Niacinamide ile birlikte çalışarak daha dengeli ve sakin bir cilt görünümü hedefler.
Ürün Kullanımı
Temizlenmiş ve toniklenmiş cilde sabah ve akşam bir kaç damla uygulanabilir. Ardından nemlendirici sürülmelidir. Sabah kullanımında ise güneş kremi ile desteklenmelidir.
Yağlı ve Karma ciltler; akneye meyilli ciltler ve gözenek ve siyah nokta problemi yaşayanlar için uygun olduğu belirtilmiş.
Ama hassas ciltler için içeriğinden dolayı farklı tepkilerde verebileceğini düşünerek haftada 1 kez kullanım cilt reaksiyonunuzu gözlemlemenizi öneririm.
Bu ürünü Sephora'dan güncel fiyatı 299 lira olmak üzere 295 liraya satın aldım. Sağolsunlar üyelik konusunda ısrarcı olup, üye olunca da 4 lira indirim yaptılar. Mağaza çalışanlar hakkında katı ve sert yorumlarını okuyordum ki yorumları kişisel olarak haklı gördüğümü belirtmeliyim. Kasadaki tek müşteri ben olmama rağmen kasada görevli personel sanki tatbikat varmış gibi öylesine acele ve aldınız tamam bu kadar; güle güle kullanın dahi demeden iletişimi sonlandırdı. Tester vermeyeceklerini biliyordum ama bir sormak istedim o an; görevli personel inanılmaz şaşırdı; biz tester vermiyoruz gibi sert bir tonlama ile cümlesini bitirdi. Ürün hakkında ise en belirgin yorumum; burun kenarındaki yağlanma ve çene bölgesindeki o yağlanmanın yüksek oranda azalığını siyah noktalara etki ettiğini çok net düşünmüyorum ama özellikle derin siyah noktalara. Sanki yüzeye daha yakın belirgin sorunlar için başarılı. Ek olarak regl döneminde belirgin bazı ezberlediğiniz yüzünüzde sivilce çıkar ve neredeyse bir sonraki regl dönemine kadar kalır. İşte o sivilceyi küçülttü gerçekten en çok buna şaşırdım ve etkisini de bu anlamda gördüm. Daha sonraki haftalarda ise t bölgeniz kuru değilse kurutmuyor sonrasında nemlendirici de kullanılıyor elbette ama yanak bölgemde kuruluk yaptığını fark ettim. Sanki burun bölgesindeki siyah nokta oluşumunu dışarı önce çıkartarak biraz da şaşırttı ama sanırım bu şekilde bir etki yapıyor diye düşündüm. Benim için daha uzun kullanımda elbette güncelleme yapacağım ama 6.5/10 bir ürün oldu.
Ayrıca alışveriş yapmayı düşünürsem online artık yaparım diyorum. Şık bir hareket ve güler yüz zor olmamalı...
Şimdilik yorumlarım bu kadar sizlerin de yorumlarınızı beklerim.
1 Ocak 2026 Perşembe
2026'da Ne Giyiniyoruz?
Yeni bir yılın ilk günü; notlar alındı mı? Kararlar; hayal panoları, oda düzeniniz; ilişkiler hepsi için yeni bir başlangıç zamanı. Stiliniz peki? Sizlere yeni yılın ilk gününde paylaşmak istediğim bu yazı da minik tavsiye ve iyi dileklerim yer almakta. 2026 yılı moda dünyasında bir denge ön planda. Karmaşık, çok renkli belki de uyumsuzluğun değil bu yıl konfor ve stilin dengesi daha çok ön planda. Özellikle günlük giyim stilinizde hem rahat hem de şık görünmek isteyenler için kazak ve sweat etek kombinleri yılın en popüler trendleri arasında. Sizlere fikir edineceğinizi düşündüğüm bazı kombinleri pinterest ile paylaşıyorum. Pinterest'te sıkça karşımıza çıkan bu kombinler dikkat çekici etkili detayları ile kalpleri fethediyor.
Konfor ve rahatlığı buluşturan sweat-etek, sweat elbiseler ile sweatlerin artık rahatlık özelliğini bir seviye daha yükselterek trend ve cool görünüm için de imkan sağladığını görmekteyiz. 2026 yılında da ;
*Yüksek bel kesimler
*Midi ve mak-xi boylar
*Yumuşak dokulu pamuklu kumaşlar
*Düz renkler(bej, kahverengi, gri, kırık beyaz) öne çıkıyor. Spor ayakkabılarınız ile ya da chunky botlarla kolaylıkla kombinleme imkanınız olabilir.
Ve bir diğer denge; oversize kazaklar... Öncelikle oversize kazakların favorim olduğunu söylemek istiyorum. Çok üşüyen birisi olarak... Ayrıca oversize kazaklar, etekler ile bir araya geldiğinde hem rahat hem de çok da uğraşılmamış böyle zahmetsiz bir şık görünüm sağlıyor. 2026’da;
*Düşük omuzlu kazaklar
*Boğazlı ya da yarım balıkçı yaka modeller
*Dokulu örgüler
*Pastel ve toprak tonları tercih edilebilir. Kazakların yüksek bel etekler ile ya da eteğin içine hafifçe sokulması gibi kombinler trendi güçlendiriyor.
Peki bu kombinlerinizi nasıl tamamlarsınız?
Küçük dokunuşlar ile kombininizi başka bir seviyeye çıkarabilirsiniz. Modern şehir stilinizi tamamlamak için;
*Deri ya da süet çantalar
*Kalın tabanlı sneaker’lar veya UGG tarzı botlar
*Altın tonlu minimal takılar
*Şapka veya atkı gibi aksesuarlar gibi detaylar ile bir Pinterest kızı olabilirsiniz.
2026 yılında kazak ve sweat kombinleri, günlük kullanımda hem de gün içerisindeki aktivitelerinizdeki kombinlerinizi; zamansız ve minimal asil bir şıklık oluşturan parçalar olarak öne çıkarmaktadır. Bu yılın Pantone rengi de biliyorsunuz Cloud Dancer; yumuşak beyaz, beyaz tonları bu rengi de kombinlerinizde kullanabilir ve trendy görünümüzle ile stil imzanızı atabilirsiniz.
Yorumlarınızı beklerim...
27 Aralık 2025 Cumartesi
2025 YIL ÖZETİ
Bitti... Koskoca bir yılda neler oldu neler... Kimi gün; zamanın durduğunu kimi gün de zaman için benim durduğumu hissettiğim çok fazla an oldu. Zor bir seneydi. Ocak ayında ağır enfeksiyon geçirip sınıfta bayılmıştım. Bir ay ciddi manada kendime bakmam gerekti; yüksek ateş, titreme, üşüme derken bir hafta sütlaç yiyebilmiştim. Normalde de sütlaç hiç aramadığım bir tatlıdır; sütlü tatlıları nedense aramam sevmem demiyorum ama olsa da olur olmasa da. Antibiyotik mide koruyucusu olmadan ilk beş gün içince midemin hassasiyeti bulantı tarif edilemez durumda da olduğu için sütlaç çok iyi gelmişti. Sadece onu ve ekmek yiyebiliyordum. Tabi bu süreçte çok düşünme imkanım oldu. Geçmiş olsun cümlesini duymadığım gibi nasıl desem yani? olmuşsa olmuş tavrı ile karşılaştım. Mart ayında çok popüler o yurtdışı eğitim danışmanlık sayesinde geciken vize başvurusu ile dil kursu hayalim de ne yazık ki sonlandı. Yurtdışı eğitim danışmanlık depozito adı altında o zamana göre diyeyim 10 bin lira gibi ücret alıp tamamen tek başıma başvuru işlemlerini tamamlayıp red yedim. Anlayamıyorum o da ayrı bir konu üniversite mezunu ve gelme amacı belli üstelik de masraflara ilişkin elbette ki banka hesabında garanti gösteren insanlara vize çıkmıyor. Ne diyelim vize masrafı dışında elbette 10 bin lira ücret de yandı , normalde bir buçuk yıl içinde size ücreti peşin alarak aslında yine yardımcı olacağını söylüyorlar ama kesinlikle iletişime bile geçilmiyor. Adana yerine başka şehirlerde daha detaylı ilgileniyorlar mı bilmiyorum ama Adana şubesindeki yetkili oldukça umursamazdı. Tabi ilk görüşme de %100 vize garantisi verip sonra aa herkese çıkmıyor şeklinde cümlesini saymazsak.
Bu şekilde Haziran geldi. Öğretmenlik ve KPSS sınavları artık ayrı ayrı yapılmaya başlandığı için ve o hüsranla da sınava şu psikolojiyle girmiştim; yeter artık, elinden geleni yap. Sonuca bakma nasıl olsa atama yok. Öğretmenlik yani AGS sınavından Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği branşımdan 82.304 puan aldım. Rahat bir kafayla girmek gerekiyormuş demek ki beklentilerin stresinden uzakta. Ve ne yazık ki 6 ay oldu neredeyse alan branş sıralaması açıklanmadığı için öylece bekliyordum. Ağustos ayında da tavuk zehirlenmesi mi bilmiyorum ama, yediğimin ertesi günü ishal ve su kaybı ile bayıldım. Kendime gelip yardım istediğimde hastaneye zor yetişip gördüm ki acilde insanlar mide bulantısı ve ishal şikayeti ile hep bulunuyor. Tansiyonum hastaneye gittiğimde 9/4 tü. Kendime geldiğimde kulak çınlaması ve el ayak karıncalanması da yaşadım, kalkıp yatağıma gidebilmek inanılmaz zordu. Yaz notlarım; sayfalarca sürebilir ama belki başka bir yazı da anlatırım.
Tuhaf değil mi ne bir ileri ne bir adım geri gidememek. Bu arada dedim herhalde yüksek de bir puan sayılır ücretli öğretmenlik çıkar; en azından sınav masraflarımı çıkarırım, kışlık alışverişimi kendim yaparım diyordum ki ücretli öğretmenlik çıkmadı. Alanımda yüksek lisans ve Çocuk Gelişimi lisansım ile ki onda da tabi puanım var, sıralamada ilk 3 binde değilim diye söylemiyorum bile. Halk eğitim usta öğreticilik benim hatam tabi; insan bazen bile bile lades diyor Ağustos ayında ona da başvurumu yapmıştım. Yaşadığım ilçe dahil olmak üzere Adana ilçelerine başvuru sıralamasında ilk sırada olmam hiçbir şeye yaramıyormuş. Bu sene onu da kabullendim. Yüreğir ilçesinde yer alan Halk Eğitim beni aradığında kurs binasında ise gelebileceğimi söyleyip siz gelin konuşalım diye ikna edilip gitmiştim. Yetkili kişinin odasında lise mezunu hatta ortaokul mezunu usta öğreticilere whatsup üzerinden mesaj gidip eğitime gelin başladı şeklinde konuşmalara şahit olup içeri girdiğimde yetkilinin insani olmayan bir tonlama ile bana bağırıp; bizde seni konuşuyorduk. Adana'nın kuzeyinde oturuyorum ve en güneyindeki Karataş yolu üzerinde bir yeri söyleyip yani gitmek için 3 vasıta değiştirmem şart ve Türkiye'nin en pahalı ulaşımı biz kullanıyoruz. Yani günlük 200 lira en az ulaşıma harcamak zorunda olduğum yere "gideceksen git, gitmeyeceksen de başka yer bekleme" şeklindeki hitabından sonra çıkıp yol boyu ağlamamı sağlamazsak ayaktayım çok şükür. Derler ya hani yıkılmadım ama ayakta da değilim bir ara gerçekten bu hissi sonuna kadar yaşadım.
Gelelim toksik insanlara hayatımda yer vermemeyi öğrenmeme... Herkesle arkadaş olurum ama dostum bir ikidir anlayışıdır şu yıl biterken yerini dost diye de bir kavram yokmuşa geldi benim için. Ortaokul, lisede beraber aynı sırayı paylaştığımız dostum sandığım insanla 20 yıldır tanışıyoruz. Aynı mahalledeyiz bile diyebilirim senelerdir çevremiz aynı. Liseden dört kişilik arkadaş grubu olarak zaman zaman görüşüp iletişimimiz hala devam da ediyordu. Dostum dediğim insan yaşadığım onca süreçte yoktu, tez için neredeyse 3 ay oturduğum yerden kalkamadığımda yetiştirmek için manevi anlamda desteğini hissetmediğim gibi sevinçle çok şükür bitti diye tek tek diplomamı attığımda hiç oralı olmamıştı. Bana sürekli bundan sonra kimseye ilk adımı ben atmayacağım, grup buluşmaları ayarlamayacağım aramayacağım beni arasınlar diyordu. Benim saflığım belki de yanılgım; herkese böyle yapar ama bana yapmaz. Neden yapmasın; herkese yapan eninde sonunda sana da yapıyor ki çocukluğundan itibaren bencil bir karakteri vardı. Absorbe ettiğimi düşünürdüm grup konuşmalarında mekan ayarlamalarında ön alanda ben size uyarım fark etmez derken arka sohbette bana hep bir daha buluşmaya gelmeyeceğim istemiyorum, ki buluşma mekanları da hep onun evine yakın yürüme mesafesinde yerler olurdu!! bu durumu da not olarak belirteyim. Kendisi iç mimarlık ilk lisansı ve ikinci lisansı çocuk gelişimi beraber okuduk. Sınav yerlerine beraber gidelim felan hiç olmazdı çünkü benden onu almam beklenirdi. Bunu artık insan yaşla beraber anlıyor kullanılmak istenildiğini mesafe koyarken demek ki içten içe kin duyuluyormuş bana. Her sorunu olduğunda yanında olduğunuz insan sizin sorunlarınızda yanınızda olmayabiliyormuş, acı da olsa öğrendim. Kendisi formasyon alırken, gittiği başka şehirde korkmasın hep yanındayım benimle iletişim halinde olabilirsin; sunum için görsel desteği sağlarken demek ki boşmuş.
Akıl eğitilir ama kalp bilir, hisseder. Çoğu zaman insanlar hep suçu kalbe atar ama ben kalbin doğruyu ve yanlışı hissettiğini düşünüyorum. Akıl; belki öyle demek istememiştir, üzgündür, yapmaz ya şeklinde telkin verirken kalp çoktan anlamıştır. Yaz sürecinde hiçbir şekilde benimle iletişime geçmiyordu. En son o dört kişilik grupta diğer arkadaş diyeyim İtalya'ya gidecekti görüşmek için o gelsin görüşürüz denildi. Bende dayanamadım dedim ki o gitsin gelsin elbette ama biz görüşelim uzun zaman oldu kahve içeriz. Bir sürü kelime sıraladı, dayanamadım; görüşmek istemiyorsun herhalde sorun değil yani. Ne saçmaladığım kaldı ne tavrım bu yaşta çocuk gibi azarlandım. Çok kırıldım tamam, yazdım geçtim. Ama anladım ki fazla tevazü cahilden nasihat dinletirmiş. Kalben de hissediyorum birşeylerle meşgul olduğunu. Çevremdeki insanların hayatlarındaki değişimi rüyamda görürüm. Çok sık dile getirmem ama bu durum çocukluktan gelen alışkanlık gibi benimledir. Hamile olan bir kuzenimi, bir düğün kalabalığını ya da bilmiyorum üzüntüyü hissederim. Yaz mevsiminde sürekli olarak bahsettiğim insanı rüyamda görüyordum ve nişan hazırlığında olduğunu görüyordum. Kendisine de defalarca bak rüyamda gördüm var mı dediğimde hep bir şekilde geçiştirmişti. O kırıcı davrandığı zamanda da ki kendisi ani parlamaları bir anda anlamsız şekilde yükselmesi ile çevrede de utandırıcı hissettirebilirliği ile de bilinir neyse o zaman da onu okul ortamında görüyordum.
Kasım ayında tüm hissettiklerim aaa çıkmasın mı. Öğretmenler gününde ücretli öğretmenliğini tebrik etmediğim için kırılmış. Meğer Eylül ayından beri ücretli öğretmenlik yapıyormuş. Ama tabi bunu grup sohbetine benim bir ilişkim vardı; isteme ve nişanım olacak şeklinde yazısından sonra ben özelden yazdığımda öğreniyorum. Kendisine keşke daha önceden söyleseydin saklamasaydın dediğimde bu tavrı gruptaki iki kız ve benden öğrendiğini belirtti, Herkes nasıl mutluysa öyle yaşasınmış ve ben onu strese sokmamalıymışım.
Sonrası zaten ruhuma inan sert bir darbe oldu. Çünkü onca hoşgörmelerim, hatta aman öyle yaptı ama kalbi iyi ya demelerim ki şimdi mesafe ve tepki koyan ben oldum ya gruptaki diğer iki insan tepkimi abartılı buldular, hatta birisi sen onunla bunca zamandır kankaydın; bilemiyorum aranızda geçenleri dedi. Yani sen ne yaşarsan yaşa banane...Diğer arkadaş ise ne yaşanırsa yaşansın nişanına davet edildiğimizi gitmemiz gerektiğine kendisini inandırmış ve gitti de. Ailesi de bunca zamandır beni tanırlar ve neden gelmedin diye sormadılar. Yani hop sorun çıkaran ben oldum. Instagram da arkadaşlarınızın beğenileri görülüyor ya kapatılmamış özellikle. Arkadaşınızı tanımak istiyorsanız işe girin sizi tebrik etmiyorsa, içten içe haset eden şeklinde gönderileri beğenmiş. Düşünüyorum ben neden haset edeyim, ilk kez belki de gerçek manada hayatımda bunca sıkıntı oldu ve yoktun; rüyamda gördüğümü söyledim sonuna kadar inkar ettin ki sizi herhangi bir kafede de görmüş olabilirdim. Bu şekilde davranmak istedi canım derken sorumsuz ve toksik karakterini belli eden sensin. Üzerime alınmadım bile ama nankörlük içimi kanattı. Arkadaşım mutlu olmuş neden ben mutlu olmayayım. Ücretli konusuna gelince de 82.304 puana çıkmayan 70 puana çıkarsa aklınızda sizin de şüphe olmaz mı; ve asla söylenilmiyor. Saklanılıyor... Bu ülke de liyakatın olmadığını ne yazık ki her alanda görüyoruz ama ufacık durumlar için bile demek ki; tanıdığınızı sandığınız insan; benim nasılsa her alanda işim rast gidiyor kime ne olursa hiç ilgilendirmiyor diyebiliyor. Üzerine de tebrik bekliyor.
Size bir nokta da belirteyim gruptaki 3 kız da aslan burcu. Aslan cömerttir; kendinden haddinden fazlasını verir ama verdiği insanın onu kullandığını hissettiği anda kavga etmeye bile gerek duymadan çekilir gider. Tanır; yani herkes aslında kişilerin aklından geçeni çok rahat biliyor. İstediği cümleyi yazsın kendini haklı çıkarmaya çalışsın. Boş... Şöyle de genel bir kanı; bana gelmez. Herkesin başına gelir ama bana gelmez egosu. Anlattığım sıradan küçük bir detay da olabilir ama 2025 yılında insanların o maskeledikleri yüzlerinde maske kullanmaya gerek kalmadan fütursuzca ben yaptım ya sana mı soracağım, sen kimsin önemli olan tabi ki benim. Peşimde koşacaksın; anlayışına dolu dizgin tutulduklarını gördüm. Kibar ve hassas davranan insanlara da adeta ceza vermek istenircesine had bildirilmeye çalışıldığını...
2025 yılı karşılıksız kimsenin iyilik yapmadığını öğrendiğim bir yıl değil; yapılan iyiliğin hatrının bile olmadığı bencillik, egoizim ile dolu olunduğunu toksikliğin de normal kabul edildiğini gördüğüm bir yıl oldu. O zaten öyledir; o hep yapar kabulünden çıkmak gerekiyormuş. İnsan büyüdükçe gelişir ama anlayışını güzel özelliklerini geliştirebiliyorsa sağlıklı bir büyük birey olabilir.
İçimi dökmek istediğim çok nokta olsa da toksik insanları hayatınızdan uzak tutmanızı öneriyorum. Kabullendiğiniz davranışlar sizin ruhunuzu zedelememi ve benliğinize zarar vermemeli. Söylemediklerinizin altında ezilirken tek başınıza mücadele ediyorsunuz; sizin stres yaptığınız insanlar güzel güzel uyuyorlar.
Kemalettin Tuğcu'nun bir romanında karaktere nasıl öğrendin tüm bunları sorusu yöneltiliyor. O da;
"Hayat kafama vura vura öğretti diyor"
2025 yılı da kafama vura vura bana değer vermeyen insanları hayatımda tutmamam gerektiğini öğretti... Hayallerimi yaşatmayı ve ileriye bakmayı...
Umarım 2025 yıl özeti; 2026 yıl özetini aratmaz. 2026 yılında gerçekleştirmek isteğim hayallerim ve ayakları sağlam yere dimdik basabilen bir kadın olarak mutlu olduğum bir yıl olur...
25 Aralık 2025 Perşembe
For Day-Length Comfort and Styling Effect
Ready for a new year? 2025 Has been a difficult year for the most part, in what month we are and as if time has not progressed at all, has it? In March 2025, there were many moments that I felt especially like this, but we are in December and there are few days left until the end of the year.2026 brings happiness, peace and health for everyone in the world. In this article, I will tell you about the small details that you will join, including the new year events, which are your helpers on every special day.
Today, underwear has to offer not only aesthetics, but also a technology oriented comfort solution. As women, we prefer products that we can act comfortably in, do not restrict our freedom, breathable and aesthetically support the body lines in a natural way. However, one should not forget the small detail. We can remain undecided in a large market variety with our preferred underwear products having smart fabric structure and being innovative, user-friendly. With its user-friendly custom designs, Shapellx presents the world of shapewear to you.
These shorts create a balancing effect in both the abdomen and the hip region. Shapellx's tummy control shorts offer comfortable use all day long without worrying about slipping, waistband and light texture. You can also feel comfortable and spacious even in summer with its special fabric structure.
23 Aralık 2025 Salı
SMALL NOTES FOR THOSE IN WEDDING PREPARATION
22 Aralık 2025 Pazartesi
Blinding Prom Dress models for you
Like a dream. I think we expected every special moment we had when 2025 was over to be as fascinating as a dream. When we look at our photos, we will understand better how time flies away. And yes, the prom night that every young girl dreams of should also turn into an unforgettable memory! For this, it is very important to make the right choice of prom dress. The name that I will suggest to you with its wonderful atyms that contain elegant, trendy, fascinating details is Ovlias
19 Aralık 2025 Cuma
QCY H3S Review: Is the Price–Performance Monster?
Is your gift ready as the new year approaches? If not, I will tell you about a great headset in this article. Of course, it is our right to use the technological products we use with comprehensive features that we are no longer surprised by the speed of change of technology. We are also entitled to a wonderful new year gift. You do not need someone to give you a gift, you can give the greatest gift to yourself. QCY headsets are price performance monster headphones that are always with you that do not end immediately. I love this brand for this feature as well. In addition to keeping up with the pace of change of technology by always moving its own products one more click, the design marvel headphones also offer to its users.
As the wireless headset market grows with each passing day, users no longer only care about sound quality; comfort, connection stability and battery life as well. QCY H3S stands out as one of the brand's models aiming to meet these expectations in an affordable segment. In this article, we cover all the important aspects from the design of the QCY H3S headset to audio performance.
While the wireless headset market is growing every day to a surprising extent, the priority of users is no longer just sound quality; they are important details such as comfort, connection stability and battery life. QCY H3S headphones stands out as one of the brand's models aiming to meet these expectations in an affordable segment. In this article, we discuss all the important aspects of QCY H3S earphone from design to sound performance.
Design & Comfort
QCY H3S has a simple and modern design concept. Thanks to its over-ear (over-ear) structure, the ears are fully grasped. Soft ear pads and adjustable headband are considered user comfort with details that increase your comfort in everyday use. Thanks to its ergonomic and foldable structure, it can be with you anywhere at any time. It has a practical design as much as you can carry in your bag.
Sound Quality
QCY H3S headphones, sound quality, basses are sufficient according to the price segment and not stifling. While the middle frequencies (vocals) are clearly heard, the treble will also support the overall listening experience. I think that the user has a satisfactory performance in usage scenarios such as listening to music and watching videos in your daily routine. It is more than enough for everyday users.
Active Noise Cancelling (ANC)
It is actually necessary that the headphones have active noise consideration. When walking in the park, we do not have to hear the car outside the park, the horn sounds, the shouting of people. One of the notable features of QCY H3S is its active noise cancellation support. With this feature, it reduces ambient noise significantly in areas where external sounds are intense. This way, it is easier to focus on music or your own mode.
Battery Life
Almost every product of the QCY has an incredible charging life. The QCY H3S also has a battery performance that offers long-term use on a single charge. While the ANC varies according to open or closed use scenarios, I have to constantly charge it, it can easily take out the day without experiencing stress.
Who is Suitable for?
*With budget-friendly affordable over-the-ear wireless earphones seekers
*A product that must be examined for users who prioritize long battery life and comfort.
QCY H3S is a powerful alternative for those looking for a price–performance-focused wireless headset. Its modern and stylish design, good sound quality, active noise cancellation support and long battery life make it easy to meet daily needs.If you are looking for an over-the-ear headphone with modern features without straining your budget, I think it deserves to be on your QCY H3S list.
For detailed unboxing and reviews of the product, don't forget to follow me on Instagram. I'm also leaving a link where you can purchase the product. You can check it out.
Product link: https://www.qcy.com/products/
16 Aralık 2025 Salı
Isana Deodorant Krem: Ter kokusuna veda
Aralık ayı tamamlanma ayı gibi sanki. Noktalanması gereken her şeyin artık vaktinin geldiğini anlatan, kış ruhuna sahip bir ay. Bu ayı seviyorum. Başka bir yazının konusu ama toksik arkadaşlık hakkında yazı yazmıştım ve çok şükür ki bu ay daha net anladım. İnsanların değişmeyip maskelediği yüzlerini Allah net bir şekilde gösterdi. Bundan sonrası için duam Allah kalbi kötü, riyakar insanları hayatıma dahil etmesin.
Neyse bu yazımda sizlerle yaz sürecinde kullandığım ve kasım indirimlerinden de satın aldığım ISANA deodorant kremden bahsedeceğim.
Günlük bakım rutininde deodorant seçimi, hem konfor hem de özgüven açısından önemli bir yer tutmakta. Ciltle uyumu ve gün boyu sağladığı ferahlık hissi ile ISANA deodorant krem (50 ml) favorim oldu. Isana katı roll-on deodorantlar, pratik kullanımı ve güzel kokusu ile öne çıkıyor. Bende bu ürünü Temmuz ayında özellikle belirtiyorum tavsiye üzerine kullanmaya başlamıştım. Oldukça bereketli bir ürün olduğunu söylemeliyim.
Katı roll-on deodorantlar, aşina olduğumuz klasik sıvı roll-onlara kıyasla yoğun bir yapıya sahip. Uygulanması pratik, koltuk altına ince bir tabaka halinde yayılır ve hızlı kurur. Bu özelliği sayesinde yapışkan bir his oluşturmadan rahat kullanım imkanı sunmaktadır.
Son zamanlarda memnun kaldığım Isana ürünlerini sizlerle paylaşmayı çok sevdim. Uygun fiyatlı ve fiyatının hakkını da veriyor. En son ben indirimden 130 liraya almıştım. Daha önce tabi daha uygundu. Temmuz ayında bu ürünü kullanmaya başladım; Adana sıcağında terleme hissi olsa da koku neredeyse hiç olmadı. Çok şaşırmıştım; özellikle güzel bir parfümle iyi bir uyum sağlıyor. Kış döneminde ise deodorant kremin o çiçeksi kokusu da rahat hissediliyor.
Ürün bilgisi olarak şu" Soydum Bikarbonatlı Deodorant Krem, Ter ve kötü kokulara karşı 24 saat etkili koruma sağlar. Badem yağı ve shea yağı içeren formülü ile cilde bakım yapar. Cilt uyumluluğu dermatolojik olarak onaylanmıştır. Vegan üründür." bilgisi verilmiş.
Isana katı roll-on deodorantlar günlük bakım rutininde pratiklik ve ferahlığı bir arada arayanlar için şans vereceğiniz bir ürün olabilir. Cilt tipinize uygun olarak farklı seçenekleri değerlendirebilirsiniz.
Siz bu ürünü kullandınız mı; yorumlarınızı bekliyorum.












.jpg)
.jpg)